Kiracılar ile ev sahipleri arasında yaşanan uyuşmazlıkların önemli bir kısmını güvence bedelinin geri ödenmesi oluşturmaktadır. Taşınmazın tahliye edilip sözleşmenin sona erdirilmesinin ardından boya ve badana harcamaları, var olduğu iddia edilen zararlar, ödenmemiş faturalar veya gayrimenkulün satılması gibi gerekçelerle depozito iadesinde aksamalar yaşanabilmektedir. Buna karşın ev sahiplerinin somut gerekçe sunmadan veya kendi kararları doğrultusunda güvence bedelini ellerinde tutma yetkisi bulunmamaktadır.
Türk Borçlar Kanunu, kiracının sorumlulukları ile güvence bedelinin geri verilme şartlarını net hükümlere bağlamaktadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi tarafından verilen kararlar da konunun hukuki boyutlarını netleştirmektedir. Avukat Gizem Gonce, tarafların yasal yükümlülüklerine ve depozito iadesine ilişkin sürece dair açıklamalarda bulundu.
DEPOZİTO KAVRAMI VE İADE KOŞULLARI
Türk Borçlar Kanunu kapsamında güvence bedeli olarak adlandırılan depozito, kiracının sözleşmeden doğan borçlarını ödememesi ya da taşınmaza kusurlu kullanımıyla zarar vermesi ihtimaline karşı teminat olarak alınmaktadır. Ancak bu ödemenin alınmış olması, ev sahibine tutarı süresiz elinde tutma hakkı tanımamaktadır.
Avukat Gizem Gonce, sözleşmenin tamamlanması, tahliyenin gerçekleşmesi ve anahtarların teslim edilmesinin ardından kiracının ödenmemiş borcu veya verdiği bir zarar bulunmuyorsa güvence bedelinin iade edilmesinin zorunlu olduğunu ifade etmektedir. Ev sahibinin kesinti yapabilmesi için ise hukuki dayanağı bulunan somut bir alacağının varlığını kanıtlaması gerekmektedir. Tek taraflı değerlendirmelerle depozitoya el konulması hukuken geçerli kabul edilmemektedir.
YARGITAY'IN GÜVENCE BEDELİNE İLİŞKİN KARARI
Depozito uyuşmazlıklarına dair emsal nitelikteki kararlardan biri Yargıtay 3. Hukuk Dairesi tarafından 23 Eylül 2025 tarihinde verilmiştir. Söz konusu Karar ve Esas sayılı dosyada, güvence bedelinin geri verilmemesi için kiracıdan kaynaklanan gerçek ve mahsup edilebilir bir alacağın bulunması gerektiği vurgulanmıştır.
Karara göre, kiracının sözleşmeye aykırı davrandığı yönündeki soyut iddialar depozitoya el konulması için yeterli görülmemektedir. Ev sahibinin, taşınmazdaki zararı veya ödenmeyen borcu somut delillerle ve tutarlarıyla birlikte ortaya koyması gerekmektedir. Yargıtay kararı, depozitonun ev sahibinin şahsi tasarrufuna bırakılamayacağını teyit etmektedir.
BOYA VE BADANA GİDERLERİNİN DEPOZİTODAN KESİLMESİ
Tahliye sürecinde sıklıkla karşılaşılan boya ve badana masraflarının depozitodan düşülmesi hususunda Türk Borçlar Kanunu'nun 334. maddesi belirleyici olmaktadır. Düzenlemeye göre kiracı, taşınmazın usulüne uygun kullanımı sonucu meydana gelen olağan yıpranma ve eskimelerden sorumlu tutulamamaktadır.
Zamanla yıpranan duvar boyaları veya zemindeki olağan kullanıma bağlı eskimeler tek başına depozito kesintisi gerekçesi sayılamamaktadır. Ancak kiracının kusurundan kaynaklanan kapı kırılması, dolap hasarları veya olağan kullanım sınırını aşan tahribatlar bu kapsamın dışında tutulmaktadır. Gerçekleşen zararın ev sahibi tarafından kanıtlanması ve tutarın belgelenmesi halinde mahsup işlemi yapılabilmektedir.
HASAR İDDİALARI KARŞISINDA İZLENECEK YOL
Taşınmazın teslimi sırasında ortaya atılan hasar iddialarında Türk Borçlar Kanunu'nun 335. maddesi uygulanmaktadır. Bu madde uyarınca ev sahibi, taşınmazı teslim alırken gerekli kontrolleri yapmak ve kiracının sorumlu olduğu hususları gecikmeksizin yazılı olarak bildirmekle yükümlüdür.
Olağan incelemeyle görülebilecek eksikliklerin süresinde bildirilmemesi halinde kiracının sorumluluğu ortadan kalkabilmektedir. Bu doğrultuda, tahliye sonrası geçen uzun sürelerin ardından sunulan bildirimsiz iddialar geçerli kabul edilmemektedir.
Avukat Gizem Gonce, kiracıların hak kaybı yaşamaması adına şu hususlara dikkat etmesi gerektiğini belirtmektedir:
- Tahliye anında evin detaylı fotoğraf ve videolarının çekilmesi.
- Elektrik, su ve doğal gaz sayaç değerlerinin kayıt altına alınması.
- Anahtar tesliminin yazılı bir tutanakla yapılması.
- Ev sahibiyle gerçekleştirilen tüm iletişimin saklanması.
- Depozito ödemesine ait banka dekontlarının muhafaza edilmesi.
ÜÇ AYLIK BEKLEME SÜRESİ UYGULAMASI
Türk Borçlar Kanunu'nun 342. maddesi, güvence bedelinin vadeli bir mevduat hesabında tutulmasını ve ev sahibinin onayı olmadan çekilememesini öngörmektedir. İlgili maddede, kira sözleşmesinin bitiminden itibaren üç ay içinde ev sahibinin dava açtığını veya icra takibi başlattığını bankaya yazılı olarak bildirmemesi durumunda, bankanın kiracının talebiyle tutarı iade etmekle yükümlü olduğu belirtilmektedir.
Ancak ödemenin doğrudan ev sahibine yapıldığı durumlarda bu üç aylık banka mekanizması doğrudan uygulanmamakta, alacak genel hükümler çerçevesinde talep edilmektedir. Dolayısıyla depozitosunu alamayan kiracıların her durumda üç ay bekleme zorunluluğu bulunmamaktadır.
TAŞINMAZIN SATILMASI DURUMUNDA DEPOZİTO İADESİ
Ev sahibinin taşınmazı satması durumunda depozito iade sorumluluğuna ilişkin olarak Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 12 Mayıs 2026 tarihli Esas ve Karar sayılı dosyasında değerlendirmede bulunmuştur.
Söz konusu olayda, kiracının eski malike 300 ABD doları güvence bedeli ödediği ve taşınmazın satılmasının ardından bu tutarın iade edilmediği belirtilmiştir. İlk derece mahkemesi davanı eski malik yönünden reddetmiş olsa da Yargıtay, önceki malikin depozitoyu yeni malike devrettiğini ispatlayamaması halinde iade yükümlülüğünün devam edeceğine hükmetmiştir. Kararın kanun yararına bozma niteliğinde olduğu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun . maddesi uyarınca mevcut davanın tarafları arasındaki sonucu değiştirmediği kaydedilmiştir.
DEPOZİTO İADESİ İÇİN BAŞVURULACAK HUKUKİ YOLLAR
Güvence bedelini alamayan kiracıların öncelikle sözleşme, ödeme dekontu, anahtar teslim tutanağı ve evin durumunu gösteren belgelerle birlikteyken yazılı talepte bulunması gerekmektedir.
Ödemenin yapılmaması halinde uyuşmazlık türüne göre icra takibi veya alacak davası açılabilmektedir. Dava açılmadan önce yasal olarak zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlanması şart koşulmaktadır. Süreçte ödemenin yapıldığı para birimi, sözleşme hükümleri ve varsa borç mahsupları dikkate alınmaktadır.
KESİNTİ MİKTARINA İLİŞKİN ESASLAR
Depozitonun tamamına el konulabilmesi için ödenmemiş kira, belgelenmiş fatura borcu veya kusurlu kullanımdan kaynaklanan gerçek zararların bulunması gerekmektedir. Herhangi bir somut gerekçe ve hesaplama olmaksızın güvence bedelinin tamamının alıkonulması hukuken mümkün değildir.
Avukat Gizem Gonce, ödemelerin belgelenmesinin, teslim işlemlerinin yazılı tutanakla yapılmasının ve olası zararların somut verilerle ortaya konulmasının taraflar arasındaki uyuşmazlıkları engelleyeceğini belirtmektedir.