Blog Yazısı
Ekofin blog yazısının tam metni, finans analizi ve yatırım içgörüleri.
Ekofin
180 görüntüleme

Portföy sigortası nedir, nasıl yapılır? Gerçek hayattan örneklerle anlatıyorum
Dün akşam eski bir müşterimle telefonda konuşurken yine o hikayeyi anlattı: "Hocam 2008'de elimdeki hisselerin hepsi uçtu gitti, 300 bin liram vardı 50 bine düştü. O zaman portföy sigortası falan bilmiyordum." Bu hikayeyi kaç kez dinlediğimi hatırlamıyorum ama her seferinde içim acıyor. Çünkü o kayıpların çoğu önlenebilirdi - sadece doğru koruma stratejilerini bilseydi.
Portföy sigortası dediğimiz şey aslında yatırım portföyünüz için aldığınız bir sigorta gibi. Tıpkı arabanıza kasko yaptırdığınız gibi - kaza olduğunda hasar karşılanır değil mi?
İşin püf noktası şu: Piyasa düştüğünde kayıplarınızı sınırlarken, yükseldiğinde kazancınızdan (çok fazla) ödün vermiyorsunuz. Yani hem aşağı korunuyorsunuz hem yukarı potansiyelinizi kaybetmiyorsunuz.
Tabii ki bedavaya olmuyor bu iş - sigorta primi ödüyorsunuz. Ama 2008, 2020 gibi krizlerde bu prim kendini fazlasıyla amorti ediyor.
Basitçe: Portföy sigortası = "Kayıp %10'u geçmesin ama kazanç sınırsız olsun"
Piyasalarda 15+ yıldır çalışıyorum, gördüğüm en büyük hata şu: İnsanlar boğa piyasasında kendilerini çok akıllı sanıyor, ayı piyasasında ise panik yapıp en diplerde satıyor.
Mesela 2017'de bir müşterim Bitcoin'den 500 bin TL kazanmıştı. "Ben bu işi çözdüm" diyordu. 2018'de kripto çöktüğünde ne oldu? Elindeki tüm coin'ler %80 düştü, panik satış yaptı. Sonuçta 100 bin TL zarar etti.
Eğer basit bir portföy sigortası stratejisi uygulasaydı (stop-loss vs put opsiyon), bu kaybın büyük bölümünden korunabilirdi.
S&P 500'de 1987-2020 arası dönemde portföy sigortası yapanlar ortalama %0.5-1 yıllık maliyet karşılığında büyük çöküşlerden korunmuş.
En klasik yöntem bu. "Hisse %10 düşerse sat" emri veriyorsunuz. Otomatik çalışıyor, sürekli takip etmenize gerek yok.
Avantajları: Basit, anlaşılır, maliyet az. Dezavantajları: Ani düşüş-çıkışlarda "whipsaw" riski var - yani yanlış alarm vererek sizi pozisyonunuzdan çıkarabiliyor.
Ben genelde %8-12 arası stop-loss seviyesi öneriyorum müşterilerime. %5 çok dar (sürekli tetiklenir), %20 çok geniş (fazla zarar edersiniz).
Bu biraz daha teknik ama çok etkili. Elinizdeki hisseler için "satma hakkı" satın alıyorsunuz. Hisse düştüğünde bu hak değerleniyor, kaybınızı telafi ediyor.
Mesela BIST 100'ünüz var, 1500 seviyesinde. 1400 seviyesinde put opsiyonu alıyorsunuz. Index 1300'e düştüğünde put'unuz kazandırıyor, toplam kayıbınız sınırlanıyor.
Put alırken aynı zamanda call satıyorsunuz. Bu şekilde put'un maliyetini düşürüyorsunuz. Tabii upside potansiyeliniz de sınırlanıyor ama makul bir takas.
Özellikle kârlı pozisyonlarınızı korumak için idealdir. "Bu kazancımı riske atmak istemiyorum ama biraz daha artabilir" diyorsanız collar çok mantıklı.
Önce portföyünüzü analiz edin. Hangi varlıklarınız var? Toplam değeri nedir? En büyük risk hangi alanda?
Ben müşterilerle çalışırken Excel tablosu hazırlıyoruz: Hisse adı, adet, alış fiyatı, güncel fiyat, ağırlık... Bu tablo olmadan sağlıklı sigorta yapılamaz.
"Maksimum ne kadar kayıp kabul edebilirim?" sorusunu cevaplayın. %5? %10? %15? Bu kişisel bir karar ve çok önemli.
Genç yatırımcılar daha fazla risk alabilir (%15-20), emeklilik dönemindekiler daha az (%5-10). Kişisel durumunuza göre karar verin.
Risk toleransınıza göre strateji seçin:
Basit istiyorsanız: Stop-loss emirleri. Işbank'ten Türk Hava Yolları'na kadar her hisse için %10 stop koyabilirsiniz.
Daha sofistike istiyorsanız: Türev araçlar. VIOP'ta BIST 30 put opsiyonları alabilir ya da futures'tan hedge edebilirsiniz.
100.000 TL'lik hisse portföyünüz var. %10 korunmak istiyorsunuz. VIOP'ta 3 aylık BIST 30 put alırsınız, maliyeti yaklaşık 1.500-2.000 TL.
Sadece komisyon ödüyorsunuz - genelde %0.1-0.2 arası. Ama whipsaw riskinden dolayı yılda 2-3 kez yanlış tetiklenebilir, bu da ek maliyet.
Portföyün %1-3'ü arası değişiyor. Volatilite yüksekse daha pahalı, düşükse daha ucuz. 2020 pandemisinde opsiyonlar çok pahalıydı mesela.
Müşterilerime hep şunu söylüyorum: "Bu prim sigorta, maliyet değil." Ev sigortanız da yılda para ödüyorsunuz ama ev yanmazsa "zarar ettim" demiyorsunuz.
Çoğu Türk yatırımcısı BIST 30 hisselerine ağırlık veriyor. Bu durumda VIOP'ta BIST 30 endeks opsiyonlarını kullanabilirsiniz.
Alternatif olarak XU030 endeks ETF'si üzerinden de koruma yapılabiliyor artık. Daha likit ve anlaşılır.
Portföyünüzde dolar bazlı varlıklar varsa (teknoloji hisseleri, REIT'ler) döviz riskinden de korunmanız gerekebilir.
USD/TRY futures'ları ya da döviz ETF'leri kullanılabilir. Bu alanda dikkatli olmak lazım tabi - döviz volatilitesi çok yüksek.
Türkiye'de opsiyon piyasası henüz çok gelişmiş değil. Likidite sorunları olabilir, özellikle küçük hisseler için.
Bazı müşterilerim o kadar paranoyak oluyor ki portföyün %10'unu sigortaya harcıyor. Bu mantıksız - sigorta maliyeti getirinizi aşar.
En kötü zamanda sigorta almak: Piyasa çok yükseldiğinde panik yapıp sigorta almak. O zaman opsiyonlar pahalı olur, verimli değil.
Her hafta farklı strateji deneyen müşterilerim var. "Bu sefer collar yapsak, öbür sefer sadece put alalım..." İstikrar önemli bu işte.
On beş yıldır bu işin içindeyim, en büyük pişmanlığım erken dönemde portföy sigortasını ciddiye almamam. 2008'de ben de zarar ettim - o zaman "ben çok akıllıyım, piyasayı tahmin ederim" diye düşünüyordum.
Şimdi her müşterimi şu şekilde uyarıyorum: Portföy sigortası lüks değil, zorunluluk. Özellikle emeklilik dönemindeyseniz ya da büyük miktarlarla işlem yapıyorsanız.
Başlangıç için tavsiyem: Basit stop-loss emirlerinden başlayın. Deneyim kazandıkça opsiyonlara geçin. En önemlisi, tutarlı olun ve disiplinli davranın.
Son bir not: Portföy sigortası sizi milyoner yapmayacak ama iflas da ettirmeyecek. Finans dünyasında ayakta kalmanın sırrı budur zaten.
Warren Buffett'in sözünü unutmayın: "Risk, ne yaptığınızı bilmemektir." Portföy sigortası da bu riski azaltmanın yollarından biri.
Elbette! Aslında bu işin en güzel yanı bu. Piyasa yükseldiğinde hissenizden kazanç elde edersiniz, sadece sigorta primini kaybedersiniz (ki zaten bu beklenen bir maliyet). Düştüğünde ise sigorta devreye girer. Müşterilerimden biri 2020'de bu şekilde %30 kazanç elde etti, büyük düşüşlerden korunurken.
Bu tamamen kişiye bağlı. 10-20 bin TL'lik portföyünüz varsa belki stop-loss yeterli. Ama bu para sizin için çok değerliyse (mesela biriktirdiğiniz tüm para), o zaman sigortaya değer. Bir müşterim 15 bin TL ile başladı, şimdi 150 bin TL'si var - baştan beri sigortalı çalışıyor.
Stop-loss için hemen hemen her aracı kurum destekliyor - Garanti BBVA, İş Yatırım, Yapı Kredi, Türkiye Finans hepsi var. VIOP işlemleri için türev işlem izni almanız gerekiyor, bu biraz daha karmaşık. Ben genellikle büyük kurumları öneriyorum, likidite daha iyi oluyor.
Kesinlikle artar. 2020 mart ayında COVID paniği sırasında opsiyonlar çok pahalıydı. VIX endeksi 80'lere çıkmıştı, normal 20 civarında. Bu durumda ya daha ucuz seçenekleri tercih edersiniz ya da daha geniş koruma bantları kullanırsınız. Bazen beklemek de makul olabiliyor.
Bu konuda mutlaka muhasebeci ya da mali müşavirinizle konuşun. Genel olarak opsiyon primleri maliyet sayılıyor, stop-loss zararları da devredilebiliyor. Ama kişisel durumunuza göre değişken, ben kesin bir şey söyleyemem. Vergi planlaması portföy sigortası kadar önemli.
Statik sigorta: Bir kez yapıyorsunuz, vade sonuna kadar bekliyorsunuz. Dinamik sigorta: Piyasa şartlarına göre sürekli ayarlama yapıyorsunuz. Dinamik daha etkili olabilir ama çok daha karmaşık ve zaman alıcı. Ben genelde statikten başlayıp deneyim kazandıkça dinamiğe geçmeyi öneriyorum.
Ekofin'deki özelliklere erişmek için lütfen hesabınızı oluşturunuz.
Yorumlar yükleniyor...