Blog Yazısı
Ekofin blog yazısının tam metni, finans analizi ve yatırım içgörüleri.
Ekofin
146 görüntüleme

Geçen hafta bir danışman arkadaşım ilginç bir hikaye anlattı. Müşterisi THYAO hissesini 28 liradan almış, şimdi 31 lira olmuş ama satmıyor. "Neden?" diye sormuş. Cevap: "En az 35 lira olmalı ki satayım." Peki aynı hisseyi şu an almaya ne diyorsun? "31 lira çok pahalı, 26-27 olsa düşünürüm." İşte bu duruma sahiplenme yanılgısı diyoruz.
On yıldır piyasalarda çalışıyorum ve bu yanılgıyla her gün karşılaşıyorum. Hani bazen "ben neden bu kadar aptalca karar aldım?" diye düşünürız ya, işte bunun büyük kısmı bu sahiplenme meselesinden kaynaklanıyor. Kendimde bile görüyorum bazen... İnsan olmak zor yani!
Sahiplenme Yanılgısı (Endowment Effect), insanların sahip oldukları bir varlığa, o varlığı satın almak isteyenlerin verdiği değerden daha yüksek değer biçme eğilimi göstermesidir. Yani "benim olan daha değerli" algısı.
Bu konuyu ilk Richard Thaler (Nobel ödüllü ekonomist) açıkladı. 1970'lerde kahve fincanı deneyi yapmış. Bir grup öğrenciye fincan vermiş, diğer gruba para. Sonra takas etme fırsatı tanımış. Mantıklı olan yarı yarıya takas edilmesi ama olmamış! Fincanı olanlar çok daha yüksek fiyat istemiş.
Peki neden böyle oluyor? Evrimsel açıdan bakarsak, sahip olduklarımızı kaybetme korkusu hayatta kalma içgüdümüzle bağlantılı. "Bir elma benden giderse açlıktan ölebilirim" mantığı. Tabii şimdi hisse senedi konuşuyoruz ama beynimiz hâlâ eski yazılımla çalışıyor!
Duke Üniversitesi'nde basketbol biletleri için deneme yapmışlar. Bilete sahip olan öğrenciler ortalama 2400 dolar istemiş, almak isteyenler ise sadece 175 dolar vermeyi kabul etmiş. Aynı bilet, 14 kat fark! (İnanılmaz değil mi?)
Müşterilerimle çalışırken şu durumları çok görüyorum. Belki siz de yaşamışsınızdır... Hisse almadan önce çok analitik düşünüyorsunz, alınca bir anda duygusal yaklaşım başlıyor.
AKBNK'yı 8.50'den aldınız. Şimdi 9.20 olmuş ama satmıyorsunuz. "Bu hisse 12 lira olur" diyorsunuz. Peki şu an 9.20'den alır mıydınız? "Yok canım, çok pahalı!"
(Bu durumu kendimde de yaşadığımı itiraf ediyorum...)
SISE hissesini 45'ten almıştınız, şimdi 38. Satmak istemiyorsunuz çünkü "zarar etmiş olacaksınız." Ama aynı parayı başka yere yatırma fırsatınız var.
"En azından başabaş çıkana kadar beklerim" - En sık duyduğum cümle!
TUPRS'a yatırım yapmışsınız, şirketi takip ediyorsunuz, haber okuyorsunuz. Artık "sizin şirketiniz" gibi geliyor. Objektif değerlendirme yapmak zorlaşıyor.
Hisse senedi portföyü değil de hobi koleksiyonu gibi davranıyoruz bazen...
Bir müşterim GARAN hissesini 89 TL'den almış (2021'de). Şimdi 35 TL civarında. "Satmam, en az 80-85 olması lazım" diyor. Peki bugün bu hisseyi 35'ten alır mısın? "Kesinlikle hayır, çok riskli!"
Aynı hisse, aynı fiyat ama farklı bakış açısı. Sahiplenme yanılgısının canlı örneği işte...
"Tamam anladık var böyle bir şey, peki neden bu kadar etkili?" diye sorabilirsiniz. Benim gözlemlediğim kadarıyla birkaç psikolojik faktör bir araya geliyor...
İnsanlar kazanctan çok kaybı önemser. 100 lira kaybetmenin verdiği acı, 100 lira kazanmanın verdiği mutluluktan 2-3 kat daha güçlü.
"Eyvah 1000 lira kaybettim" vs "Vay be 1000 lira kazandım" - hangisi daha etkili?
Değişiklik yapmamayı tercih etme eğilimi. "Şu anki durumum iyi, değiştirmek riskli" düşüncesi.
"Dur bir dakika, bu hisse belki de düzelir..." - Tanıdık geliyor mu?
Her hisseyi ayrı hesap gibi görme. "Bu THYAO hesabım zarar etmemeli" mantığı.
"Bu kadar para yatırdım, şimdi satamam" düşüncesi. Geçmiş yatırım kararını savunma.
Sadece pozitif haberleri görme, olumsuzları göz ardı etme eğilimi.
"Tamam teorik olarak anladık, peki pratikte ne kadar zarar veriyor bu durum?" Müşterilerimle çalıştığım deneyimlere dayanarak bazı örnekler vereyim...
Bir müşterim PGSUS hissesini 2022'de 85 TL'den almış. Şimdi 45 TL civarında. 2 yıldır "düzelir" diye bekliyor. Aynı parayı BIST 100'e yatırsaydı %15 kazanırdı.
PGSUS yatırımı: 100,000 TL → 53,000 TL (-%47)
Toplam kayıp: 47,000 TL
BIST 100 alternatifi: 100,000 TL → 115,000 TL (+%15)
Gerçek fırsat kaybı: 62,000 TL
Sahiplenme yanılgısı sadece "satmama" değil, aynı zamanda "başka fırsatları kaçırma" maliyeti de var.
Sahiplenme yanılgısı olan yatırımcıların portföy performansını takip ediyorum. Sonuçlar ilginç...
| Yatırımcı Tipi | Ortalama Elde Tutma | Yıllık Getiri | Volatilite |
|---|---|---|---|
| Yüksek sahiplenme yanılgısı | 18 ay | %8.2 | %28 |
| Düşük sahiplenme yanılgısı | 8 ay | %14.7 | %22 |
*Bu veriler kendi müşteri portföyü gözlemlerime dayanıyor, bilimsel araştırma değil.
"Tamam bro anladık problemi, çözüm var mı?" Tabii ki var! Hem kendimde hem müşterilerimde denediğim yöntemler bunlar. %100 işe yarıyor demem ama oldukça etkili...
Her ay portföyümü gözden geçirirken bu soruyu soruyorum. Bazen şaşırıyorum, elmdeki hisseyi bugün kesinlikle almayacağımı fark ediyorum!
Hisse alırken satış kurallarını da belirliyorum. Duygusal kalınca karar vermek zor oluyor ama önceden planladığınız kurallar var ise...
%15 düşünce otomatik satış
%30 çıkınca kısmi satış
1 yıl sonunda gözden geçir
Excel'de portföyünüzü "X Kişisinin Portföyü" olarak kaydedin. Birkaç gün sonra bakın, farklı göreceksiniz.
Her pozisyon için "bu parayı başka nereye yatırabilirim?" sorusunu sorun. Somut alternatiflere bakın...
EREGL pozisyonunuz var, %5 eksidə. Aynı parayı BIST 30 ETF'e yatırsanız son 6 ayda %12 kazanırdınız.
Gerçek maliyet: %5 kayıp + %12 kaçırılan fırsat = %17 dezavantaj
Merak ettiğim bir konuydu bu. Büyük fonlar da aynı yanılgıya düşer mi? Birkaç fon yöneticisiyle konuştum, ilginç cevaplar aldım...
Ekofin'deki özelliklere erişmek için lütfen hesabınızı oluşturunuz.
Yorumlar yükleniyor...