Blog Yazısı
Ekofin blog yazısının tam metni, finans analizi ve yatırım içgörüleri.
Ekofin
121 görüntüleme

Geçen ay bir müşterimle konuşurken şöyle dedi: "Hocam, şu şirket her çeyrek rekor kâr açıklıyor ama hisse fiyatı niye düşüyor?" İşte bu sorunun cevabı, bugün anlatacağım FCF/EBITDA oranında gizli. Piyasalarda on yılı aşkın süredir gözlemlediğim bir gerçek var: Kâğıt üzerindeki kâr ile kasaya giren para her zaman aynı şey değil.
FCF/EBITDA oranı, şirketin gerçekten eline geçen parayı (Free Cash Flow) faiz, vergi, amortisman öncesi kârına (EBITDA) böldüğümüzde çıkan sayı. Yani basitçe: Şirket kâr açıkladığında bunun ne kadarı gerçekten nakde dönüşüyor?
Kısa Formül:
FCF/EBITDA = Serbest Nakit Akışı ÷ EBITDA
Müşterilerimle çalışırken sık karşılaştığım bir durum şu: İnsanlar şirketlerin kâr rakamlarına bakıp yatırım kararı veriyor ama (tabii ki tamamen yanlış değil) asıl merak edilmesi gereken şey şu: Bu kâr gerçekten şirketin cebine giriyor mu, yoksa sadece muhasebe oyunu mu?
Şöyle düşünün: İki tane market var. Birincisi her ay "50 bin lira kâr ettik" diyor ama kasasında sadece 10 bin lira var. İkincisi "40 bin lira kâr ettik" diyor ve kasasında gerçekten 38 bin lira duruyor. Hangisini tercih edersiniz?
İşte FCF/EBITDA oranı da bunu gösteriyor. İlk marketin oranı 0,20 (10/50), ikincisinin 0,95 (38/40). Hangi market daha sağlıklı? Tabii ki ikincisi.
FCF/EBITDA oranı 0,8 ve üzeri olan şirketler genellikle güçlü nakit üreticiler. Kişisel gözlemim şu: Bu tür şirketler kriz dönemlerinde daha dayanıklı oluyor, çünkü ellerinde gerçek para var.
Düşük oran (0,3'ün altı) ise şirketin kâğıt üzerinde kârlı görünmesine rağmen nakit sıkıntısı yaşayabileceğini gösterir. Hani şu durum işte: "Kârlıyız ama nakit yok, kredi çekelim."
Uzun yıllardır piyasalarda gözlemlediğim durumlar şunlar:
Her sektörün kendine özgü dinamikleri var, tabi ki. Mesela:
Teknoloji Şirketleri: Genelde yüksek oran (0,7-1,2 arası normal)
İmalat Sektörü: Orta seviye oran (0,4-0,7 arası kabul edilebilir)
Gayrimenkul/İnşaat: Dönemsel dalgalanmalar yüksek, dikkatli olmak lazım
Kişisel tavsiyem şu: Sektör ortalamasıyla karşılaştırın. Bir çimento şirketinin FCF/EBITDA'sını bir yazılım şirketiyle karşılaştırmak mantıklı değil.
Benim yıllardır uyguladığım bir yöntem var. Şirket analizi yaparken şu soruları soruyorum:
Tabii ki kesin değil ama, FCF/EBITDA oranı düşük olan şirketlere yatırım yaparken ekstra temkinli oluyorum. Çünkü nakit sıkıntısı yaşayan şirketler ekonomik daralma dönemlerinde ilk zarar görenlerin arasında oluyor.
Bir çeyreklik veri yanıltabilir. Ben genelde son dört çeyreğin toplamına bakıyorum. Çünkü mevsimsellik etkisi çok güçlü olabiliyor. (Hani şu turizm şirketleri yazın çok iyi, kışın kötü görünür ya...)
Hızla büyüyen şirketlerde oran geçici olarak düşük olabilir. Makine, fabrika yatırımları yapıyorlarsa normal. Ama sürekli düşükse sorgulamak lazım: "Bu büyüme sürdürülebilir mi?"
On yılı aşkın süredir piyasalarda gözlemlediğim şey şu: Kâğıt üzerindeki kâr bazen göz boyayabiliyor ama nakit gerçeği her zaman ortaya çıkıyor. FCF/EBITDA oranı size bu gerçeği gösteriyor.
Yatırım kararı alırken bu oranı mutlaka kontrol edin. Özellikle:
Kişisel görüşüm şu şekilde: FCF/EBITDA oranı 0,6'nın altında olan şirketlere ekstra dikkatli yaklaşıyorum. Tabii ki her düşük oran kötü değil ama sebepleri iyi analiz etmek gerekiyor.
Özetle: Şirketler "kâr ettik" dediğinde, FCF/EBITDA oranına bakarak "Gerçekten mi?" diye sorabiliyorsunuz. Bu soru size çok şey anlatacak.
Sektöre göre değişir ama genel olarak 0,6 ve üzeri iyi sayılır. Teknoloji şirketlerinde 0,8-1,2 arası normal, imalat sektöründe 0,4-0,7 kabul edilebilir. Tabi ki tek başına bu oran yeterli değil, diğer finansal göstergelerle birlikte değerlendirmek gerekiyor.
EBITDA pozitif ama FCF negatifse şirket kâğıt üzerinde kârlı görünüyor ama nakit çıkışı yaşıyor. Bu genelde yoğun yatırım dönemlerinde ya da çalışma sermayesi artışı olduğunda görülür. Sürekli negatifse ciddi bir uyarı işareti.
Kesinlikle hayır! FCF/EBITDA önemli bir gösterge ama tek başına yeterli değil. P/E oranı, borç seviyeleri, büyüme oranları, sektörel dinamikler gibi diğer faktörleri de değerlendirmeniz şart. Bu oran sadece şirketin nakit yaratma kabiliyeti hakkında fikir veriyor.
Dönemsel iş yapan sektörlerde (inşaat, turizm gibi) bu oran çeyreklik bazda yanıltıcı olabilir. Ayrıca çok hızlı büyüyen startup tarzı şirketlerde de geçici olarak düşük çıkabilir. Bu durumda yıllık trend daha anlamlı oluyor.
Şirketlerin üçer aylık mali tabloları (faaliyet raporu) en güvenilir kaynak. Ayrıca KAP (Kamuyu Aydınlatma Platformu), finansal veri sağlayıcı siteler ve yatırım bankalarının analist raporlarından da ulaşabilirsiniz. Bazı fintech uygulamalar da bu oranları hesaplayıp sunuyor.
Yüksek oran genelde iyi bir işaret ama her zaman değil. Şirket yatırım yapmıyor, büyümüyor da olabilir. Ya da tek seferlik gelirler oranı şişirmiş olabilir. O yüzden trendin ne yönde gittiğine ve sebebine bakmak önemli. Sürdürülebilir yüksek oran asıl değerli olan.
Ekofin'deki özelliklere erişmek için lütfen hesabınızı oluşturunuz.
Yorumlar yükleniyor...