Blog Yazısı
Ekofin blog yazısının tam metni, finans analizi ve yatırım içgörüleri.
Ekofin
115 görüntüleme

Geçen akşam eski bir müşterimle yemeğe çıktım. Adam, 2008'den beri borsada (tabii o zamanlar daha tecrübesizdi), "Hocam bu ekonomi işi neden sürekli iniş çıkış yapıyor? Bir düz gitmiyor?" diye sordu. İşte tam da bu sorunun cevabını vermek için bu yazıyı yazıyorum.
Yani, makroekonomik döngüler dediğimiz şey aslında ekonominin nefes alıp verme ritmi gibi bir şey. Bazen hızlı nefes alıyor (büyüme), bazen yavaşlıyor (durgunluk), bazen de nefes nefese kalıyor (resesyon). Bu döngüleri anlamak... tabii ki kolay değil ama yatırım stratejilerini belirlerken gerçekten kritik.
Piyasalarda uzun yıllardır gözlemlediğim şu: ekonomi hiçbir zaman düz bir çizgide gitmiyor. Sanki bir dalgalanma var sürekli. Bu dalgalanmaları anlamak için önce temel kavramlara bakalım.
İşte bu dönem güzel. Şirketler üretiyor, insanlar harcıyor, işsizlik düşüyor. Borsada da genelde yukarı yönlü hareketler görüyoruz. (Tabii her zaman değil, bazen beklentiler farklı oluyor...)
İki çeyrek üst üste negatif büyüme olduğunda buna resesyon diyoruz. İşsizlik artıyor, harcamalar düşüyor. 2008'de yaşadığımız gibi... o dönemde müşterilerimin çoğu panik yapmıştı.
Durgunluk dediğimiz şey biraz farklı. Resesyon kadar kötü değil ama büyüme de yok. Ekonomi sanki yerinde sayıyor. Müşterilerimle çalışırken sık karşılaştığım bir durum bu. İnsanlar "ne alayım, ne satayım" diye kararsız kalıyor bu dönemlerde.
2008 krizi sırasında ne olmuştu hatırlarsanız? Bankalar battı, işsizlik arttı, herkes elindeki hisse senetlerini satmaya çalışıyordu. Ben o dönem müşterilerime "Panik yapmayın, bu geçici" demiştim ama tabii kolay değildi. İşsizlik %6'dan %10'a çıkmıştı Amerika'da.
2020 COVID krizi geldiğinde farklı bir durumla karşılaştık. Bu sefer devletler hemen müdahale etti, faizler sıfıra indi. Sonuç? Borsalar düşüş sonrası hızla toplandı. Yani her kriz aynı değil, öğrendiğim şu ki...
İşte burası çok ilginç. Merkez bankaları bu döngülerde sanki orkestra şefi gibi davranıyor:
TCMB'nin politikalarını takip ediyorsanız anlarsınız. Bazen beklenmedik kararlar alıyorlar, bazen piyasa beklentilerine uygun hareket ediyorlar. Bu belirsizlik yatırımcılar için hem risk hem fırsat yaratıyor.
Yirmi beş yıllık tecrübemde şu krizleri yakından gözlemledim:
O zamanlar daha gençtim, tecrübesizdem (itiraf etmeliyim). Lira değer kaybetti, bankalar kapandı. Ama sonrasında ekonomi toparlandı. İlk büyük dersim: Her krizin ardından bir toparlanma geliyor.
ABD'den başlayıp tüm dünyaya yayıldı. Lehman Brothers battı, AIG kurtarıldı. O dönem altın fiyatları uçmuştu. Müşterilerim "Altın alsak mı?" diye soruyordu sürekli.
Bu farklıydı. Sağlık krizi ekonomik krize dönüştü. Ama teknoloji hisselerinin performansı inanılmazdı. Zoom, Netflix, Amazon... Kim tahmin edebilirdi ki?
İşte bu kısmı çok merak ediyorsunuz biliyorum. Kişisel görüşüm şu şekilde: Her döngünün kendine özgü yatırım fırsatları var.
Hisse senetleri, girişim yatırımları, teknoloji şirketleri
Karma portföy, temettü hisseleri, sabit getirili
Altın, tahvil, nakit, defansif sektörler
Tabii bunlar genel prensipler. Her duruma uygulanamaz. Mesela 2020'de herkes resesyon beklerken teknoloji hisseleri patladı. O yüzden söylediğim gibi, kesin kurallar yok bu işte.
Müşterilerime hep şunu söylüyorum: "Yumurtaları aynı sepete koyma." Yani diversifikasyon. Ama sadece sektör bazında değil, döngü bazında da düşünmek gerekiyor.
💡 Pratik Tavsiye: Portföyünüzün bir kısmını her zaman likit tutun. Fırsat geldiğinde hemen harekete geçebilmek için...
Yılların tecrübesiyle öğrendiğim bazı önemli göstergeler var. Bunları takip etmek döngüleri önceden görmek için faydalı:
Tabii bunların hepsini günlük takip etmek mümkün değil (ben bile yapamıyorum), ama aylık bazda gözden geçiriyorum. Bloomberg, Reuters gibi kaynaklardan düzenli bilgi alıyorum.
2024'ün sonlarına gelirken şu değişimleri gözlemliyorum: Enflasyon problemi hâlâ gündemde, merkez bankaları politika faizi ile mücadele ediyor. Türkiye'de özellikle dış ticaret açığı ve cari açık meselesi var.
Kripto paralar artık ana akım yatırım aracı haline geldi (Bitcoin ETF'leri vs.). Bu yeni bir değişken döngü analizlerinde. Hani eskiden sadece altın, döviz, hisse senedi vardı. Şimdi kripto da var.
Makroekonomik döngüler kaçınılmaz. Bunları anlamak ve ona göre pozisyon almak, uzun vadeli başarı için şart. Ama mükemmel tahmin etmek kimsenin elinde değil. Ben de bazen yanılıyorum (itiraf etmeliyim). Önemli olan esnek olmak ve adaptasyon gösterebilmek.
%100 kesinlikle tahmin etmek mümkün değil tabii. Ama göstergeler takip edilirse eğilimi yakalamak mümkün. Ben müşterilerime hep "Tahmin değil, hazırlık" diyorum. Yani her senaryoya hazır olmak lazım.
Kişisel deneyimime göre, resesyon döneminde defansif sektörler (gıda, ilaç, temel tüketim) daha güvenli. Altın da hedge aracı olarak kullanılabilir. Ama her resesyon farklı, o yüzden portfolio çeşitlendirmesi şart.
TCMB faiz kararları, enflasyon rakamları, cari açık verileri, döviz kurları... Bu dördlü bizim için çok kritik. TÜİK'in aylık verilerini ve TCMB'nin para politikası raporlarını mutlaka okuyorum.
Düzenli yatırım yaparak (dolar maliyet ortalaması), ani kararlar vermeyerek, panik yapmayarak... Aslında büyük yatırımcılar kadar esnek olamıyorlar ama sabır avantajları var. Uzun vade odaklı yaklaşım önemli.
En büyük hata bence timing'i mükemmel yakalamaya çalışmak. "Tam dibe alayım, tam tepede satayım" diye düşünmek. Bu çok zor, hatta imkansıza yakın. Bir de her döngünün aynı olacağını sanmak büyük hata.
İşte bu çok enteresan bir soru. Black swan event dediğimiz olaylar var. 2020 pandemisi bunun güzel örneği. Normal döngü analizlerinizi alt üst edebilir. O yüzden her zaman "beklenmedik" için de hazır olmak lazım.
Makroekonomik döngüler karmaşık bir konu ama takip etmeye değer. Mükemmel yakalamaya çalışmayın, genel eğilimleri anlamaya odaklanın. En önemlisi: Sabırlı olun ve paniğe kapılmayın. Ben yirmi beş yıldır bu işin içindeyim, hâlâ öğreniyorum. Siz de öğrenmeye devam edin...
Ekofin'deki özelliklere erişmek için lütfen hesabınızı oluşturunuz.
Yorumlar yükleniyor...