Blog Yazısı
Ekofin blog yazısının tam metni, finans analizi ve yatırım içgörüleri.
Ekofin
192 görüntüleme

Geçen gün bir müşterimle görüşürken yine aynı soruyla karşılaştım: “Hocam bu faiz indirimi benim portföyümü nasıl etkiler?” İşte tam on iki yıldır bu piyasalarda dolaşıyorum ama hâlâ insanların faiz mekanizmasını tam olarak kavrayamadığını görüyorum. Tabii ki suçlamıyorum, çünkü faiz konusu gerçekten karmaşık (ben de ilk yıllarda epey kafam karışırdı açıkçası).
Bu yazıda, faiz oranlarının ekonomiye etkilerini—kendi gözlemlerimi de katarak—olabildiğince sade bir şekilde anlatmaya çalışacağım. Yani hem teorik bilgiyi vereceğim hem de “sahada” neler yaşadığımızı paylaşacağım.
Faiz oranı, basitçe söylemek gerekirse “paranın kiralama bedeli”dir. Ama tabii ki bu kadar basit değil işin aslı. Müşterilerimle çalışırken sık karşılaştığım durum şu: İnsanlar faizi sadece kredi faizi olarak görüyor. Halbuki faiz, ekonominin bütün damarlarına yayılmış bir sistem.
Diyelim bankadan 100 bin TL kredi aldınız, faiz oranı %20. Bir yıl sonunda 120 bin TL ödeyeceksiniz. İşte o ekstra 20 bin TL, paranın “kullanım bedeli”. Ama bu sadece sizin kredi maliyetiniz değil, aynı zamanda ekonomideki para akışını da etkiliyor.
Piyasalarda uzun yıllardır gözlemlediğim şey şu: Faiz oranları belirlenirken merkez bankası sadece “politika faizi”ni açıklıyor gibi görünse de, arkasında devasa bir hesaplama var. Enflasyon beklentileri, büyüme hedefleri, döviz kuru endişeleri, hatta küresel piyasalardaki riskler... Hepsi bu kararın içinde.
Yüksek faiz dönemlerinde (mesela 2022 yılındaki gibi) kredi maliyetleri artar. Bu durumda tüketiciler büyük alımları erteler, şirketler yatırım planlarını gözden geçirir. Kişisel görüşüm şu şekilde: Bu durum ekonomiyi yavaşlatır ama aynı zamanda “frenleme” etkisi yapar.
Düşük faiz ortamında ise tam tersi olur. Kredi ucuz olduğu için insanlar daha cesur hareket eder. Ev almak isteyen daha rahat kredi çeker, girişimci daha kolay finansman bulur. Tabii ki kesin değil ama genelde ekonomi canlanır bu durumda.
İşte burada ilginç bir paradoks var. Yüksek faiz dönemlerinde mevduat faizleri de yükselir, insanlar “param bankada dursun, güzel getiri alayım” der. Ama aynı zamanda enflasyon da yüksek olabilir, bu durumda reel getiri (yani gerçek kazanç) düşük kalır.
Dikkat: Reel faiz hesabı: Nominal faiz − Enflasyon oranı. Yani %30 mevduat faizi varsa ama enflasyon %40 ise, aslında paranız değer kaybediyor!
Bu konu hani şu, en karışık olanlardan biri. Yüksek faiz genelde yabancı yatırımcıyı çeker çünkü daha iyi getiri vaat eder. Ama burada risk algısı çok önemli. Eğer ülke “riskli” görülüyorsa, faiz ne kadar yüksek olursa olsun yabancı para gelmez. 2018–2019 döneminde bunu yaşadık işte.
TCMB'nin belirlediği ana faiz. Diğer tüm faizlerin referansı.
Bankaların müşterilerine uyguladığı faiz. Politika faizinden genelde yüksek.
Tasarruf sahiplerine verilen faiz. Kredi faizinden düşük olur.
Enflasyon çıkarıldıktan sonra kalan “gerçek” getiri.
2021–2023 dönemi Türkiye için tam bir “faiz deneyi” oldu diyebilirim. O dönem faizleri sürekli düşürdük ama sonuçlar pek istediğimiz gibi olmadı. Döviz kurunda sert yükselişler, enflasyonda patlamalar... Tabii ki sadece faiz politikasından kaynaklı değildi ama etkisi büyüktü.
Amerika'ya bakarsanız, 2008 krizi sonrası Fed faizleri neredeyse sıfıra çekti. Ve işe yaradı da, ekonomi toparlandı. Ama 2022'de enflasyon patladığında agresif faiz artırımlarına gitmek zorunda kaldılar.
💡 Japonya Örneği: Japonya otuz yıldır neredeyse sıfır faiz uyguluyor ama büyüme bir türlü istenilen seviyeye gelmiyor. Bu da gösteriyor ki faiz tek başına her şeyi çözmüyor.
On iki yıllık tecrübemle söylüyorum: Faiz kararlarını piyasanın “yön tabelası” olarak görün. Ama sadece faize odaklanmayın, büyük resmi görmek lazım.
Unutmayın, hiçbir yatırım kararı sadece faiz seviyesine bakılarak alınmamalı. Diversifikasyon her zaman önemli!
Evet, etkiler. Kredi kartı faizleri genellikle değişkendir ve politika faizindeki artışlar birkaç ay içinde kredi kartı faizlerine yansır. Bu yüzden mümkünse borçlarınızı erkenden kapatın.
Her zaman böyle olmaz ama genelde faiz düştüğünde o ülke para birimi yabancı yatırımcılar için daha az cazip hale gelir. Sermaye çıkışı olursa döviz kurları yükselebilir. Ama risk algısı da çok önemli.
Genellikle bankacılık sektörü faiz artışından olumlu etkilenir (net faiz marjı artar). Gayrimenkul, inşaat gibi krediye bağımlı sektörler ise olumsuz etkilenir. Ama her durumu ayrı değerlendirmek lazım.
Hayır, bu durumda reel faiz %-10'dur (40−50=−10). Yani paranız değer kaybediyor. Reel pozitif getiri için nominal faizin enflasyondan yüksek olması gerek.
TCMB Para Politikası Kurulu ayda bir toplanır ve faiz kararını açıklar. Genellikle ayın üçüncü perşembesi. Takip etmenizi öneririm çünkü piyasalar bu kararlara çok duyarlı.
Bankalar politika faizine kendi maliyetlerini, risk primlerini ve kâr marjlarını ekler. Ayrıca vadesi uzun olan kredilerde risk daha yüksek olduğu için faiz de yüksek olur. Bu tamamen normal bir durum.
Genellikle ters bir ilişki var. Faiz yükseldiğinde getiri veren varlıklar (mevduat, tahvil) cazip hale gelir, altın gibi getiri vermeyen varlıklardan çıkış olur. Ama bu her zaman geçerli değil, jeopolitik riskler de altın fiyatlarını etkiler.
Bu yazı EkoFin.net için hazırlanmıştır. Finansal danışmanlık değildir, bilgilendirme amaçlıdır.
Ekofin'deki özelliklere erişmek için lütfen hesabınızı oluşturunuz.
Yorumlar yükleniyor...