Blog Yazısı
Ekofin blog yazısının tam metni, finans analizi ve yatırım içgörüleri.
Ekofin
107 görüntüleme

Yatırımcıların en çok merak ettiği değerleme yöntemlerinden birini keşfedin
Geçen hafta müşterim Ahmet Bey'le (tabii gerçek ismi değil) portföyünü gözden geçirirken yine o klasik soruyla karşılaştım: "Hocam, bu hisse ucuz mu pahalı mı?" İşte tam da bu noktada PD/DD oranı devreye giriyor. Yani, piyasalarda on yılı aşkın süredir çalışan biri olarak söyleyebilirim ki, bu oran hâlâ en çok yanlış anlaşılan konulardan biri.
Tabii ki her yatırım kararı tek bir orana dayalı alınmaz ama (bu konuya birazdan değineceğim), PD/DD oranını doğru kullanmak gerçekten fark yaratabilir. Özellikle değer yatırımı yapmaya niyetli olanlar için.
PD/DD oranı (Piyasa Değeri/Defter Değeri), hani şu İngilizce'de P/B ratio denen şey, aslında oldukça basit bir kavram. Bir şirketin hisse senedinin piyasadaki fiyatını, o şirketin muhasebe kayıtlarındaki defter değerine böldüğünüz zaman elde ettiğiniz oran.
PD/DD = Hisse Fiyatı ÷ Hisse Başına Defter Değeri
ya da
PD/DD = Toplam Piyasa Değeri ÷ Toplam Özkaynak
Şimdi defter değeri meselesini açalım biraz. Defter değeri = Toplam Varlıklar - Toplam Borçlar. Yani özkaynak kısmı işte. Bunu hisse sayısına böldüğünüzde de hisse başına defter değerini buluyorsunuz.
Müşterilerimle çalışırken hep somut örnekler vermeye çalışırım. Şöyle düşünün:
Hisse Başına Defter Değeri: 10.000.000 ÷ 1.000.000 = 10 TL
PD/DD Oranı: 50 ÷ 10 = 5
Bu demek oluyor ki, yatırımcılar bu şirketin her bir TL'lik defter değeri için 5 TL ödemeye razı. Peki bu iyi mi kötü mü? İşte o ayrı konu (birazdan ona geçeceğiz).
Şimdi en kritik kısmına geldik. Piyasalarda gözlemlediğim kadarıyla, çoğu yatırımcı bu oranların ne anlama geldiğini tam kavrayamıyor.
Hisse, defter değerinin altında işlem görüyor. Teorik olarak 'ucuz' sayılır.
Hisse, defter değerine eşit fiyatta. Dengeli durumu gösterir.
Hisse, defter değerinin üstünde. 'Premium' ile işlem görüyor.
Tabii ki bu kadar basit değil (hiçbir zaman değil). Mesela teknoloji şirketlerinde PD/DD oranının 5-6 olması normal karşılanabilirken, bankacılıkta 1.5'in üstü hemen 'pahalı' anlamına gelebilir. Sektörel farklılıklar çok önemli yani.
Yıllar içinde farklı sektörlerde çalışırken şu ortalama bandları gözlemlediğimi söyleyebilirim (tabii ki kesin değil, piyasa koşullarına göre değişir):
| Sektör | Tipik PD/DD Aralığı | Kişisel Notlarım |
|---|---|---|
| Bankacılık | 0.8 - 1.5 | Maddi varlık yoğun, genelde düşük |
| Teknoloji | 3 - 8 | R&D yoğun, yüksek büyüme beklentisi |
| İmalat | 1 - 3 | Makine-teçhizat ağırlıklı |
| Gayrimenkul | 0.7 - 1.2 | Varlık değerleri çok önemli |
| Perakende | 2 - 5 | Marka değeri faktörü devrede |
Not: Bu oranlar genel gözlemlerime dayanıyor, kesin kurallar değil. Her şirket kendi dinamikleri içinde değerlendirilmeli.
Mesela geçenlerde bir teknoloji şirketiyle ilgili analiz yaparken, müşterim 'PD/DD oranı çok yüksek, pahalı' demişti. Ama o şirketin değerinin büyük kısmı patent portföyünden geliyordu - bu da bilanço da tam yansımıyordu tabii. İşte bu durumda sadece PD/DD'ye bakarak karar vermek hatalı olurdu.
Warren Buffett tarzı değer yatırımcıları (tabii herkes kendine Buffett diyor ama neyse) genelde şu kriterlere bakarlar:
Büyüme odaklı yatırımcılar için durum biraz farklı. Onlar için PD/DD ikinci planda kalabilir:
Yüksek PD/DD oranları kabul edilebilir durumda, çünkü gelecekteki büyüme potansiyeli daha önemli. Bu tür yatırımcılar ROE (Özkaynak Karlılığı) ile birlikte değerlendirmeyi tercih ediyorlar.
İşte burada işler biraz karmaşık hale geliyor (ama güzel karmaşık). Yüksek ROE'ye sahip şirketler genellikle yüksek PD/DD oranlarında işlem görürler. Mantıklı değil mi?
Adil PD/DD ≈ (ROE × Ödeme Oranı) ÷ (Gerekli Getiri - Büyüme Oranı)
Tabii bu formül teoride güzel de, pratikte hesaplamak kolay değil. Müşterilerimle çalışırken genelde ROE %15'in üstünde olan şirketlerin PD/DD'sinin 2-3 bandında olmasını normal karşılarım.
Yıllar içinde gözlemlediğim bazı tuzaklar var, bunları paylaşmak istiyorum:
Bazı şirketler defter değerini şişirebilir (özellikle gayrimenkul yeniden değerleme ile). Bu durumda PD/DD yanıltıcı olur.
Özellikle çeyreklik raporlarda defter değeri önemli değişiklikler gösterebilir. Yıllık verilere bakmak daha sağlıklı.
Her sektörün kendi PD/DD normu var. Bankayı teknoloji şirketiyle karşılaştırmak mantıksız.
PD/DD oranı kesinlikle yararlı bir araç ama - bunu çok vurgulamak istiyorum - tek başına yatırım kararı vermek için yeterli değil. Ben müşterilerimle çalışırken hep şunu söylerim: 'Hiçbir oran tek başına mucize yaratmaz.'
Ve tabii ki - bunu yeterince vurgulayamam - kendi risk toleransınıza uygun yatırım yapın. PD/DD düşük diye hemen almayın, yüksek diye de hemen kaçmayın. Her şirketin kendi hikayesi var.
Kesinlikle değil. PD/DD düşük olmasının birçok nedeni olabilir: şirket zarar ediyor olabilir, sektör sorunları yaşıyor olabilir, ya da gerçekten de piyasa o şirketi ucuz değerlendiriyor olabilir. Diğer göstergelere de bakmak şart.
Bankacılık, sigorta, gayrimenkul gibi maddi varlık yoğun sektörlerde daha güvenilir. Teknoloji, ilaç gibi R&D yoğun sektörlerde yanıltıcı olabilir çünkü değerin büyük kısmı maddi olmayan varlıklardan kaynaklanır.
F/K (Fiyat/Kazanç) oranı kazançlara bakarken, PD/DD bilançodaki defter değerine bakar. F/K oranı zarar eden şirketlerde hesaplanamaz ama PD/DD her zaman hesaplanabilir. İkisi de farklı açılardan şirketi değerlendirir.
Gayrimenkul yeniden değerleme, şüpheli alacaklar karşılığı, stok değerleme yöntemleri gibi muhasebe politikaları ile defter değeri etkilenebilir. Bu yüzden dipnotları okumak önemli.
Kesinlikle hayır. PD/DD sadece değerleme araçlarından biri. ROE, borç oranları, nakit akışı, büyüme prospects gibi diğer faktörlerle birlikte değerlendirmek gerek. Hiçbir oran tek başına yatırım kararı vermek için yeterli değil.
Defter değeri negatifse (yani şirketin borçları varlıklarından fazlaysa) PD/DD oranı pek anlamlı olmaz. Bu durumda şirketin mali durumu ciddi şekilde kötü demektir ve başka değerleme yöntemleri kullanmak gerekir.
Ekofin'deki özelliklere erişmek için lütfen hesabınızı oluşturunuz.
Yorumlar yükleniyor...