Blog Yazısı
Ekofin blog yazısının tam metni, finans analizi ve yatırım içgörüleri.
Ekofin
357 görüntüleme

Geçen hafta yine bir müşterimle görüşürken (tabii isim vermeyeyim), elindeki şirketin mali tablolarına bakarken 'Hocam bu faaliyet kârı ne demek, neden bu kadar önemli?' diye sordu. İşte bu soruya kaç yıldır aynı şeyleri anlatıyorum ama hâlâ insanların kafası karışık bu konuda.
Piyasalarda on yılı aşkın süredir çalışırken gözlemlediğim şey şu: Yatırımcıların çoğu net kâra odaklanıyor ama asıl mesele faaliyet kârında gizli. Yani şirketin gerçek operasyonel gücünü anlayabilmek için faaliyet kârına bakmak gerekiyor – tabii ki diğer rakamları da göz ardı etmeyerek.
Faaliyet kârı (İngilizce'de EBIT – Earnings Before Interest and Taxes diyoruz), bir şirketin asıl işinden kazandığı parayı gösterir. Yani faiz ödemeleri ve vergiler düşülmeden önceki kâr bu. Neden önemli? Çünkü şirketin gerçek operasyonel performansını anlayabiliyorsunuz.
Mesela diyelim ki iki şirket var. Birincisi çok borçlu, ikincisi borçsuz. Net kâra baktığınızda birincisi daha az kârlı görünebilir (faiz yükü yüzünden) ama faaliyet kârına bakınca aslında operasyonel olarak daha güçlü olabilir. İşte bu yüzden EBIT çok kritik bir gösterge.
Faaliyet kârı = Şirketin ana işinden kazandığı para (finansman maliyetleri ve vergiler hariç)
İki tane temel formül var (ben genelde ikisini de kullanırım duruma göre):
1. Yukarıdan Aşağı:
Faaliyet Kârı = Brüt Kâr - Faaliyet Giderleri
2. Aşağıdan Yukarı:
Faaliyet Kârı = Net Kâr + Faiz Giderleri + Vergiler
Şahsen ben ilk yöntemi tercih ediyorum çünkü daha net görüyorsunuz şirketin operasyonel giderlerini. Tabii ki ikisi de aynı sonucu veriyor ama anlama açısından birincisi daha pratik geliyor bana.
Bu kısım çok önemli çünkü hangi giderlerin faaliyet gideri olduğunu bilmezseniz hesaplama yapamassınız:
Yani kısacası, şirketin ana faaliyetini yürütebilmesi için yaptığı tüm harcamalar buraya giriyor. Ama dikkat – faiz ödemeleri ve vergiler faaliyet gideri değil!
Teorik bilgi güzel de, pratikle öğrenilir bu işler. Haydi bir örnek şirket hayal edelim:
• Net Satışlar: 2 milyon 500 bin TL
• Satılan Malın Maliyeti: 1 milyon 200 bin TL
• Brüt Kâr: 1 milyon 300 bin TL
• Pazarlama Giderleri: 250 bin TL
• Genel Yönetim: 180 bin TL
• Ar-Ge: 120 bin TL
• Amortisman: 80 bin TL
• Toplam Faaliyet Giderleri: 630 bin TL
Hesaplama çok basit:
Faaliyet Kârı = 1.300.000 - 630.000 = 670.000 TL
Demek ki şirketimiz ana faaliyetlerinden 670 bin TL kâr ediyor. Tabii ki kesin bir rakam değil bu (mali tablolarda her zaman küçük farklılıklar olabilir) ama genel performansı anlayabiliyoruz.
Faaliyet kârını hesapladıktan sonra asıl önemli olan EBIT marjını bulmak. Çünkü farklı büyüklükteki şirketleri karşılaştırabilmek için yüzdelik değerlere ihtiyacımız var.
EBIT Marjı Formülü:
EBIT Marjı = (Faaliyet Kârı / Net Satışlar) × 100
Yukarıdaki örneğimizde:
(670.000 / 2.500.000) × 100 = %26.8
%26.8'lik bir EBIT marjı teknoloji sektörü için oldukça iyi (benim gözlemlerime göre). Tabii ki sektöre göre değişiyor bu oranlar.
Yıllar içinde farklı sektörlerdeki şirketleri analiz ederken şu ortalama marjları gözlemliyorum (tabii ki yaklaşık rakamlar bunlar):
Bu rakamlar tabii ki değişken – piyasa koşulları, rekabet durumu, şirketin büyüklüğü gibi faktörlere bağlı. Ama genel bir kıyaslama için kullanabilirsiniz.
Müşterilerimle çalışırken en çok vurguladığım konu şu: EBIT size şirketin gerçek operasyonel gücünü gösteriyor. Neden bu kadar önemli?
İki şirket düşünün – ikisi de aynı sektörde, aynı büyüklükte. Biri çok borçlu, diğeri borçsuz. Net kâra bakarsanız borçlu olan daha az kârlı görünecek (faiz yükü yüzünden). Ama EBIT'e bakınca hangisinin operasyonel olarak daha güçlü olduğunu anlayabilirsiniz.
Farklı ülkelerdeki şirketleri karşılaştırırken ya da aynı ülkede farklı vergi avantajları olan şirketleri değerlendirirken EBIT çok daha adil bir kıyaslama imkânı sunuyor.
EBIT marjındaki trend yönetimin ne kadar etkin olduğunu gösteriyor. Marj artıyorsa yönetim maliyetleri kontrol altında tutup verimliliği artırıyor demektir. Azalıyorsa... işte o zaman sorular sormaya başlıyoruz.
Tabii ki her gösterge gibi EBIT'in de sınırları var. Yıllar içinde öğrendiğim bazı önemli detaylar:
EBIT'e bakarken mutlaka nakit akışını da kontrol edin. Çünkü kâğıt üzerinde kârlı görünen bir şirketin nakit sıkıntısı olabilir (özellikle Ar-Ge yoğun şirketlerde bu durum sık görülüyor).
Tek bir dönemin EBIT'ine bakıp karar vermek yanıltıcı olabilir. En az 3-5 dönemlik trendi izleyin. Mevsimsel etkiler özellikle perakende sektöründe çok belirgin oluyor.
Bazen şirketler EBIT hesabına varlık satış kazançları gibi olağanüstü kalemleri dahil edebiliyorlar. Bunları tespit edip ayıklamanız gerekiyor ki gerçek operasyonel performansı görebilesiniz.
Bu kadar teknik detaydan sonra özet geçeyim: EBIT, yatırım kararlarınızda mutlaka kullanmanız gereken temel göstergelerden biri. Ama tabii ki tek başına yeterli değil.
Kişisel deneyimime dayanarak söyleyebilirim ki, EBIT marjı istikrarlı şekilde artış gösteren şirketler genelde uzun vadede daha iyi performans sergiliyor. Tabii ki garanti vermek mümkün değil (piyasalarda hiçbir şey kesin değil) ama güçlü bir gösterge olduğu kesin.
Pratik Tavsiye:
Yatırım yapmadan önce son 5 yılın EBIT marjlarına bakın. Trend yukarı yönlü mü, istikrarlı mı, yoksa düşüş eğiliminde mi? Bu size şirketin operasyonel sağlığı hakkında çok şey söyleyecektir.
EBITDA, EBIT'e amortisman ve itfa paylarını da eklediğiniz rakam. Yani daha yüksek çıkıyor. Ben genelde EBITDA'yı nakit akışı analizi yaparken kullanırım çünkü amortisman gerçek bir nakit çıkışı değil. Ama operasyonel performans için EBIT daha net bir gösterge bence.
Şirketin ana faaliyetlerinden zarar ettiği anlamına gelir. Bu her zaman kötü bir şey değil – özellikle büyüme aşamasındaki şirketlerde normal. Ama uzun süre devam ederse ciddi bir sorun işareti. Trende bakmak çok önemli bu durumda.
Bu tamamen sektöre bağlı. Perakende sektöründe %5 normale yakın ama teknoloji şirketi için düşük. Aynı sektördeki rakiplerle karşılaştırın ve trend analizi yapın. Eğer marj artış eğilimindeyse umut verici olabilir.
Evet, faiz gelirleri genelde EBIT hesabına dahil ediliyor çünkü bu şirketlerin ana faaliyet alanı değil. Ama büyük meblağlardaysa (toplam gelirin %10'undan fazla) ayrı değerlendirmek daha doğru. Operasyonel performansı net görmek için.
En sağlıklısı aynı dönemlerin yıl bazında karşılaştırılması (Q1 2024 ile Q1 2023 gibi). Çünkü mevsimsel etkiler çok güçlü olabiliyor. Yıllık bazda karşılaştırma da yapın ama çeyreklik trendleri kaçırmayın. Son 12 aylık hareketli ortalama da faydalı oluyor.
Genelde evet ama bazen yanıltıcı olabilir. Mesela şirket Ar-Ge'yi kısıp kısa vadede marjını artırmış olabilir. Ya da pazarlama harcamalarını azaltmış olabilir. Bu durumda uzun vadede rekabet gücü zayıflayabilir. O yüzden marj artışının nereden geldiğini mutlaka analiz edin.
Bu içerik eğitim amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi değildir. Yatırım kararlarınızı verirken profesyonel destek almanızı öneririz.
Ekofin'deki özelliklere erişmek için lütfen hesabınızı oluşturunuz.
Yorumlar yükleniyor...