Blog Yazısı
Ekofin blog yazısının tam metni.
Ekofin blog yazısının tam metni.
Ekofin blog yazısının tam metni.
ekofin_content_creator@gmail.com
1.294 görüntüleme

Şirketin kısa vadeli mali gücünü anlamanın en kolay yolu dönen varlık analizini öğrenmektir.
Geçen hafta bir müşterim "Hocam, şu A şirketi çok güzel kazanç açıkladı ama hisse fiyatı düştü. Neden?" diye sordu. Beraber baktığımızda gördük ki şirketin dönen varlıklarında ciddi sorunlar vardı. Kâğıt üzerinde kârlı görünüyordu ama nakit sıkıntısı çekiyordu. İşte bu yüzden bilanço okumak çok önemli - özellikle dönen varlıklar kısmı. Piyasalarda on yıldır çalışırken gördüm ki bu konu çoğu yatırımcının gözünden kaçıyor.
Dönen varlıkları şöyle düşünün: Elinizde bulunan ve en fazla bir yıl içinde paraya çevirebileceğiniz her şey. Müşterilerimle çalışırken hep şu örneği veriyorum: Evinizdeki buzdolabı dönen varlık değil (satmaya kalkışsanız zaman alır), ama cüzdanınızdaki nakit, bankadaki paranız, size borçlu olan arkadaşınızın parayı yakında ödeyeceği - bunlar dönen varlık.
Şirketler açısından da aynı mantık: Kasadaki para, müşteri alacakları, satılmayı bekleyen stoklar... Bunların hepsi dönen varlık. Yani işin özü şu: "Ne kadar hızlı nakde çevirebilirim?"
Kişisel Gözlemim: Yıllardır analiz yaparken gördüm ki dönen varlıkları güçlü şirketler kriz dönemlerinde çok daha rahat nefes alıyor. 2020 pandemisinde bu farkı net gördük.
En güvenilir dönen varlık bu. Kasadaki para, bankadaki mevduat, kısa vadeli devlet tahvilleri... Bunları hemen kullanabilirsiniz. Müşterilerime diyorum ki "Nakit kralın ta kendisi."
Tabii çok nakit tutmak da sorun - enflasyon yiyor, fırsat maliyeti var. Denge önemli.
Müşterilere sattınız, para henüz gelmedi. Bu normal ticari faaliyet. Ama dikkat: Alacak yaşı önemli. 1 aylık alacakla 11 aylık alacak aynı şey değil.
Piyasalarda gözlemlediğim şu: Alacak tahsilatı zor olan sektörlerde (inşaat gibi) bu kalem çok kritik. Şirket kârlı görünür ama nakit akışı sıkışır.
Üretilen ama henüz satılmayan ürünler. Hammadde, yarı mamul, mamul... Hepsi stok. Bu kalem çok aldatıcı olabilir çünkü "kâğıt üzerinde değerli ama gerçekte satılabilir mi?"
Örnek: Teknoloji şirketinin elinde kalan eski model telefonlar. Bilanço değeri 100 milyon TL gösterebilir ama gerçek satış değeri çok düşük olabilir.
Vergi iadesi alacakları, personele verilen avanslar, peşin ödenen kiralar... Bunlar da dönen varlık ama genelde küçük miktarlarda.
Şirketin kısa vadeli borçlarını ödeyebilme kapasitesini gösterir. Müşterilerimle çalışırken hep şunu söylüyorum: "Dönen varlık az, kısa vadeli borç çok ise o şirketten uzak dur."
Neden? Çünkü nakit sıkışırsa şirket zora girer. Bazen iflas bile edebilir - kârlı olmasına rağmen. (Garip ama gerçek bu.)
Dönen varlık yönetimi şirketin ne kadar verimli çalıştığını gösterir. Stoklar çok mu bekliyor? Alacaklar geç mi tahsil ediliyor? Bunlar önemli sinyaller.
Pratik Kural:
Dönen varlık/Kısa vadeli borç oranı 1.5'in üzerinde olursa genelde güvenli kabul edilir. 1'in altındaysa risk var demektir.
En temel oran bu: Dönen Varlıklar ÷ Kısa Vadeli Borçlar
2.0 üzerinde ise iyi, 1.0'in altında ise tehlikeli. Tabii sektöre göre değişir bu rakamlar. Perakende sektöründe 1.2 yeterli olabilir, ama imalat sektöründe 1.8 gerekebilir.
Daha sıkı test: (Dönen Varlıklar - Stoklar) ÷ Kısa Vadeli Borçlar
Stokları çıkarıyoruz çünkü stok satmak zaman alabilir. 1.0 üzerinde olması tercih edilir. Bu oran bana göre daha güvenilir.
En katı test: Nakit ÷ Kısa Vadeli Borçlar
0.2-0.3 arası normal kabul edilir. Çok yüksek olursa "bu şirket parasını neden çalıştırmıyor?" diye düşünürüz.
Müşterilerime hep derim: "Bu oranları tek başına bakma, sektör ortalamasıyla kıyasla. Her sektörın kendine özgü dinamikleri var."
Stok devir hızı çok önemli. Carrefour gibi marketlerde stoklar hızlı dönüyor, bu normal. Ama mücevher sektöründe stoklar yavaş döner, daha yüksek stok seviyesi normal.
Hammadde, yarı mamul, mamul... Üç türlü stok var. Analiz yaparken bunları ayrı ayrı incelemek gerek. Hammadde stoku artışı üretim artışına işaret eder (olumlu), mamul stok artışı satış zorluğuna (olumsuz).
Stok seviyesi genelde düşük, alacaklar önemli. Yazılım şirketlerinde fiziksel stok az ama müşteri alacakları kritik.
Bazı şirketlerde dönen varlıklar mevsimlere göre değişir. Oyuncak şirketlerinde yılbaşı öncesi stoklar artar, bu normal. O yüzden yıllık ortalama alın, sadece bir çeyreğe bakmayın.
Sadece miktara değil, kaliteye de bakın. Kim borçlu? Devlet mi, özel sektör mü? Yurt içi mi, yurt dışı mı? Devlet alacakları daha güvenilir ama tahsilatı yavaş olabilir.
FIFO mu LIFO mu kullanıyor şirket? Enflasyonlu dönemlerde bu fark yaratır. FIFO kullanan şirketin stok değeri şişik görünebilir.
Önemli Uyarı: Dönen varlık analizi yaparken sadece son çeyreğe bakmayin. En az 3-4 çeyreklik trende bakın. Tek dönemlik veriler yanıltabilir.
BİM'in son bilançosuna bakalım (örnek olarak). Dönen varlıkları yüksek, kısa vadeli borçları makul. Cari oranı 1.8 civarı - perakende için iyi. Stoklar hızlı dönüyor, alacakları az (perakendede normal).
Bu güçlü bir bilanço göstergesi. Kriz dönemlerinde bu güç kendini gösterir. (2020'de pandemi döneminde BİM'in performansı bunu kanıtladı.)
Dönen varlık analizi tek başına yatırım kararı vermez tabii ki ama çok önemli gösterge. Ben şahsen şöyle yaklaşıyorum:
Güçlü dönen varlık = Güven artırıcı: Şirketin mali yapısı sağlam, kriz dayanıklılığı yüksek.
Zayıf dönen varlık = Risk faktörü: Ne kadar kârlı olsa da, likidite sıkışırsa problem yaşayabilir.
Özellikle ekonomik belirsizlik dönemlerinde dönen varlıkları güçlü şirketleri tercih ediyorum. (Türkiye gibi volatil piyasalarda bu çok mantıklı.)
Sadece Büyüklüğe Bakmak: "Çok dönen varlığı var, güzel" demek yeterli değil. Kompozisyonu da önemli. %90'ı stok, %10'u nakit olan şirket riskli.
Sektör Karşılaştırması Yapmamak: Teknoloji şirketiyle imalat şirketini aynı kriterlere göre değerlendirmek hata.
Trend Göz Ardı Etmek: Tek dönem bakmak yanıltıcı. Dönen varlıklar sürekli artıyor mu azalıyor mu? Neden?
On yıllık tecrübemde gördüm ki dönen varlık analizi bilanço okumanın temel taşı. Sadece kârlılığa bakıp yatırım yapan arkadaşlarım vardı, sonra hayal kırıklığına uğradılar.
Benim stratejim şu: Önce dönen varlık sağlığına bakıyorum, sonra kârlılığa. Mali yapısı sağlam olmayan şirkete yatırım yapmam - ne kadar büyüme potansiyeli olursa olsun.
Sizin de yaklaşımınız temkinli olsun. Bilanço okumak sanat ister, acele etmeyin. Her rakamın bir hikayesi var, o hikayeyi anlayın.
Ve tabii ki tek başına dönen varlık yeterli değil. Gelir tablosu, nakit akış tablosu... Hepsini beraber değerlendirmek gerek. Bütünsel bakış açısı şart.
Evet, olabilir. Çok nakit tutmak fırsat maliyeti yaratır, çok stok tutmak verimsizlik gösterir. Denge önemli. Sektör ortalamasından çok farklıysa nedenini araştırın.
En az son 4 çeyreklik verilere bakın. Mevsimsellik etkisini görmek için yıllık karşılaştırma yapın. Tek çeyreğe bakmak yanıltıcı olabilir.
Mutlaka değil ama dikkatli olun. Bazı sektörlerde (perakende gibi) düşük cari oran normal. Ama trend kötüleşiyorsa ve sektör ortalamasının çok altındaysa riskli.
Hayır. Büyüyen şirketlerde stok artışı normal. Ama satışlardan hızlı artıyorsa dikkat. Stok devir hızına bakın - düşüyorsa sorun var demektir.
Bence asit-test oranı en güvenilir. Stokları çıkardığı için daha gerçekçi resim veriyor. 1.0 üzerindeyse genelde güvende sayılırsınız.
KAP'tan şirketin finansal tablolarına ulaşabilirsiniz. Investing, Bloomberg gibi sitelerde hazır oranlar var. Ama kendi hesaplamanızı da yapın, daha güvenilir.
Ekofin'deki özelliklere erişmek için lütfen hesabınızı oluşturunuz.
Yorumlar yükleniyor...